29/8/2009 ·

29 Ağustos 2009, Cumartesi

                                                                                       29 Ağustos 2009, Cumartesi



GİRİZGAH


Hüzün bana yakışıyor...



ALTI ÇİZİLESİ

"İnsanoğlunca yaşanan en büyük kişisel yenilgi, kişinin olabileceğiyle gerçekte olduğu arasındaki farktan ibarettir."             

                                                                                                           Ashley Montagu
                                                                                                                       s. 37                                                                                                              Aile Bilgeliği
                                                                                                            Robin Sharma
                                                                                                                      

"Elime az da olsa bir para geçtiğinde kitap alırım; eğer artarsa yiyecek ve kıyafet alırım."

                                                                                                                   Erasmus
                                                                                                                       s. 67
                                                                                                              Aile Bilgeliği 
                                                                                                             Robin Sharma
                                                                                                                     

"Her kim olursan ol, geçmişin ne olursa olsun yine de yaşamındaki olayları nasıl değerlendireceğin sana kalmıştır. Başımıza gelen olayları yorumlayabilme yetimiz bize insan olmanın verdiği en büyük ayrıcalıktır. Bu yüzden kendi koşullarının iyileşmesi için başkalarının değişmesini bekleme."
                       
                                                                                                                        s. 71
                                                                                                              Aile Bilgeliği 
                                                                                                             Robin Sharma



GÖLGE

“Tanrı, 7 günde dünyayı yarattı. Ben 7 saniyede kendi dünyamı yıktım.”

 


Ben Thomas, Seven Pounds / Yedi Yaşam

Pursuit of Happyness/Umudunu Kaybetme’nin yönetmeninden, başrolünde iki kez Akademi Ödülü® adayı olan Will Smith’in yer aldığı, geçmişinde peşini bırakmayan sırrın kefaretini ödemek için tamamen yabancı yedi kişinin hayatlarını kökten değiştirmeye çalışan bir adamın öyküsü geliyor. Planı hayata geçtiğinde, hiçbir şey onu durduramaz. En azından Ben Thomas böyle düşünmektedir. Ama Ben Thomas’ın asla beklemediği şey, bu yabancılardan birine aşık olması ve aşık olduğu kadının onu değiştirmeye başlaması olacaktır.

İzleyiciyi avucuna alan bir gizem ve şaşırtıcı bir aşk öyküsü sunan Seven Pounds/Yedi Yaşam hayat ve ölüm, pişmanlık ve bağışlama, yabancılar ve dostluk, aşk ve kefaret üzerine kışkırtıcı sorular soruyor ve insanların kaderlerini şaşırtıcı biçimde birbirine bağlayan şeyleri takip ediyor.  Her şey yedi isimden oluşan bir listeyle başlıyor: Ben Thomas, Holly Apelgren, Connie Tepos, George Ristuccia, Nicholas Adams, Ezra Turner ve Emily Posa. Tek ortak noktaları, her birinin bir dönüm noktasına ulaşmış ve umutsuz derecede –maddi, manevi ya da tıbbi—yardıma muhtaç olmalarıdır Hiçbiri, Ben’in kefaret planını uygulamak için her birini teker teker seçtiğinden haberdar değildir. Ama hayat dolu bir kalp hastası olan Emily Rosa (Rosarion Dawson), Ben’in olanaksız sandığı bir şey yaparak planın gidişatını değiştirir: Yakınlaştığı Ben’in dünyaya bakışını altüst eder.  

Columbia Pictures, Relativity Media ortaklığında bir Overbrook Entertainment  Escape Artists Yapımı olan, Gabriele Muccino yönetimindeki Seven Pounds/Yedi Yaşam’ı sunar. Filmin oyuncu kadrosunu Will Smith, Rosario Dawson, Michael Ealy, Barry Pepper ve Woody Harrelson oluşturuyor.  Filmin yönetmeni Gabriele Muccino. Yapımcılar Todd Black, James Lassiter, Jason Blumenthal, Steve Tisch ve Will Smith. Senaryo yazarı Grant Nieporte. Yürütücü yapımcılar David Crockett, David Bloomfield, Ken Stovitz ve Domenico Procacci. Görüntü Yönetmeni Philippe Le Sourd.  Prodüksiyon tasarımcısı J. Michael Riva.  Editör Hughes Winborne, A.C.E.  Kıyafet tasarımcısı Sharen Davis.  Filmin müzikleri Angelo Milli tarafından hazırlandı.


DAĞARCIK

 

 

 

 

KIRINTILAR

 

 

 

SORU İŞARETİ

 

 

 

 

MUHASEBE

 

 

 

DERS

Yorum (yok) Yorum yaz!

24/8/2009 · Kategori: Sinema

Uzaktaki Anılar (A Walk To Remember)


Gamze sayesinde izlediğim en güzel romantik filmlerden biri. Çok sevdim. Defalarca izledim. Senaryo gerçekten de ABD yapımı olduğuna zor inanılacak bir senaryo. Hiç beklenmedik... Hatta sinemalar.com'da biri şöyle yorum yapmış, çok güldüm; "Film babası imam olan bir kız arkadaş edinmeye itiyor benim gibi üniv. 3 de çalışmayarak sınıfta kalmış bünyeleri."   SiritiyorSiritiyor

Ya ben çok beğendim gerçekten, böyle saf ve büyük bir aşkı bulmak zor. Sonunda kızın ölmesine çok üzüldüm ama ne yapalım. Kız gerçekten de oğlana bayağı bir şey öğretiyor hayat bakımından.



Uzaktaki Anılar (A Walk To Remember)

Sinemalar.com Puanı: 7.5/10











Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

24/8/2009 · Kategori: Sinema

X-Men



Sevdiğim, oyunculuğunu takdir ettiğim oyunculardan birinin filmi: Hugh Jackman. X-Men'de çok iyi işler çıkaran Hugh Jackman'ı Prestij'de çok daha sevdim. Tarzım olmasa da, sevdiğim bir filmdi. Aksiyon, bilim-kurgu, gerilim sevenler için en iyi filmlerden biri. Kaçırılmayacak türden... 



X-Men

 

Cyclops. Jean Grey.Storm..... Onlar ve daha bir çoğu Children Of Atom (Atom Çocukları) idi; herbiri biribirinden farklı genetik mutasyonlar ve bu mutasyonların kendilerine kazandırdığı insan üstü güçlerle doğmuştu. Ne yazık ki insanoğlu anlamadığı şeyden korkmaktadır ve bu mutantlar kendilerini binbir türlü kötülükten korudukları toplum tarafından dışlanmışlardır. Önyargı ve nefretle dolu bir dünyada, insanlar farklılıkları kabullenememekte ve birer ucube olarak gördükleri mutantları kendilerine karşı birer tehdit olarak görmektedirler. Böyle düşünenlerin başında Senator Kelly gelmektedir.

 

Dünya üzerindeki en güçlü telepatik yeteneklere sahip insan olan Prof. Charles Xavier insanlarla mutantların bir arada barış içinde yaşayabileceğine inanmaktadır ve X-MEN adı altına bir çok mutantı etrafında toplar. Onun yardımıyla bir çok mutant güçlerini kontrol etmeyi ve insanlığın faydasına olacak şekilde kullanmayı öğrenmişlerdir. Kendilerinden korkan bir dünyayı korumak için savaşmaktadırlar.












Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

24/8/2009 · Kategori: Sinema

Vampirlerin Şafağı (Frostbiten)


Hah haa. İzlediğim  en komik vampir filmiydi. Evet yaa, komikti. Niye izledim ki ben bu filmi. Filmi tanıtırlarken "en zengin vampir filmi" deniliyor ama nerdeyse o zenginlik, ben görememişim.  Dil

Saçmaydı yaa, niye böyle bir şey yapmışlar anlamadım. Kız, vampire bahçe süsü atıyor, vampir de diyor ki, "Keser misin şunu atmayı." Yuh yani, beaa...

Vakit kaybı diyebilirim, ama illa ki izleyecekseniz engel de olamam. =)






Vampirlerin Şafağı (Frostbiten)

 

 

  Doktor Annika genetik uzmanıdır. 17 yaşındaki kızı Saga ile yeni bir şehre taşınırlar. Doktor Annika'nın yeni işe başladığı hastanede ve şehirde tuhaf olan gelişmeler yaşanır. Hastanede yaşanan hırsızlık ile karlarla kaplı şehirde dehşet verici bir sırrın ortaya çıkmasıyla, bir kovalamaca başlayacaktır. Vampirler üzerine çekilen filmlerden ayrılan yönleriyle, zengin bir vampir filmidir. Vampirler Şafağı, 2006 yılında Fantasporto Fantastik Filmler Festivali'nde en iyi film ödülünü almıştır.

 


 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

24/8/2009 · Kategori: Sinema

Sil Baştan (Eternal Sunshine Of The Spotless Mind)

Kız resmen çatlak yaa!! Kızlarla izlerken hayret ettik kızın çılgınlıklarına. Jim Carrey yaa, güzel olmaz mı?! Başlarda "Bir şeyler mi kaçırdım?" oluyorsunuz ama son anda "Vay bee!" diyorsunuz. Senaryo süper, oyunculuk da harika. Hep merak ettiğim bir filmdi. Kafayı tamamen karıştırıyor ama, film kendini izletiyor.

         O doktor ve yanındaki görevli kızın arasındaki ilişki de, bizi şok etti. Onu da oraya katmaları iyi olmuş. Elijah Wood Yüzüklerin Efendisi'ndeki gibi pek oynamıyor ama bütün oyuncular iyiydi.

Jim Carrey'i komedi filmlerde görmeye alışkınız, bu az da olsa komedi. Ama romantik kısımlar daha ağırlıkta.

Sil Baştan yaşamak gerçekten zor, bunu göze almak... Kötü anılar da böyle. Bütün yaşanılanları silmeye karar vermek gerçekten insanın hayatının kararıdır bence. Clementine de, zaten bunu göze alacak cinsten, dediğim dedik, çılgın bir bayan.

Aslında filmin anlatmak istediği çok hoş. Bunu 2. belki de 3.izleyişinizde daha iyi anlıyor insan.
 
Mutlu

Sil Baştan

(Eternal Sunshine Of The Spotless Mind)

 

Joel Barish (Jim Carrey)'in eski sevgilisi Clementine (Kate Winslet) yaşadıkları iki yıllık ilişkiye dair tüm anılarını gizemli tıbbi bir müdahale ile kafasından sildirir. Bunu öğrenen Joel çok üzülür ve aynı prosedürü kendi üzerinde uygulatmaya karar verir. Bütün anılarını sildirmek için derin uykuya yattığında, gözlerinin önünden Clementine ile yaşadığı günler geçer. Joel aslında Clementine'i unutmak istemediğini anlar ve müdahaleyi durdurmak için çabalar.

 


Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::